adeta ben ! :D
adeta ben ! :D
sabah sabah biraz eğlenin gençler. sizi mona l’ismail abi’yle tanıştırayım. gülüyor mu ağlıyor mu belli değil. =)

bu aralar en iyi anladığım insan, blair.

içimde bi yılbaşı heyecanı. dırın dırın. :)
ne kadar zaman geçti bilmiyorum.. sanki yazmayı unutmuş gibiyim. sanırım bir süredir aklımı kaybetmiş bir şekilde beni mutlu edecek şeyler arayışındaydım. buldum. hayat aslında hiç de o kadar zor değil. olabilir, birini sevebilirsin, yüz vermez, senle ilgilenmez, hayatına hiç almaz ya da alır sonra terk eder, olabilir. geldiğini bir buçuk kilometre öteden gördüğün ve yine de bir şekilde seni şaşırtmayı başarabilen sonlarla karşılaşabilirsin. işinde mutlu değilsindir, soğuk bir sabaha uyanıp ayakların geri geri giderken aslında, iş yerine varabilirsin, bir anda kendini çekilmez bir ortamda bulabilirsin, çok normal. ama eğeryalnız değilsen, hele de etrafındaki insanlar seni güldürebiliyor, eğlendirebiliyorsa; hayatla beraber dalga geçebiliyorsanız, bundan daha güzel ne olabilir?

to die by your side, is such a heavenly way to die.. (:
odaya geldim. masanın üstüne bir kitap bırakılmış. bir an ‘sürpriz mi yine? hayır hayır neden olsun ki, hem bu sefer kimden olacak ki’ diye düşünürken, içine bırakılmış bir kitap ayracı dikkatimi çekti. gayriihtiyari açtım baktım. kitap ayracı değildi ilginç olan ama. gayriihtiyari açıp okuduğum sayfaydı: “insan terkederken bir sebep gösterir. bunu söyler. karşısındakike cevap verme hakkı tanır. öyle durup dururken gidilmez. yok çocukluk bu.”*
*marcel proust